Yazıyı Kaleme Alan: Ayşe Turan



Diğer Yazılarımız


Şiddet: Model Alma Ve Medya Çerçevesinden Bir Bakış

11 Şubat tarihinde üniversite öğrencisi Özgecan’ın canice katledilmesi ülke gündeminde büyük bir yer tuttu. Her gün gazetelerde, her akşam haberlerde kadın cinayetleri, tecavüzler, şiddet haberleri okuyorduk, izliyorduk; ama sanki Özgecan bizim için bir taşma noktası olmuştu. Hepimiz tek bir ağız olmuş, şiddeti kınıyorduk. Bir taraftan da soruyorduk; bir insan bir insanı nasıl bu şekilde öldürebilir, insan nasıl bu kadar saldırganlaşabilir ve gözü dönebilir? Bu konuya ışık tutması için biz de şiddetin nasıl öğrenildiği ve insanların nasıl şiddet eğilimi gösterdiği sorularına yanıt arayacağız.

Şiddet ya da saldırganlık toplumda önemli sorunlara yol açan davranışlardır. Bu sebepledir ki, birçok araştırmacı tarafından nedenleri ve çözüm yolları açıklanmaya çalışılmıştır. Ancak temelinde ne olduğu hangi çevresel ve kişisel özelliklerden etkilendiğini açıklamak oldukça güçtür. Bugün biliyoruz ki, tek bir nedene bağlı değil çevresel, kişisel, kültürel, biyolojik birçok etkene bağlı karmaşık bir davranıştır. Bu yazıda biz şiddeti sosyal öğrenme kuramı ve medya ilişkisi çerçevesinde ele alacağız.

Sosyal öğrenme kuramına göre bireyler bazı davranışları diğer insanları gözlemleyerek öğrenirler. Diğerlerinin yaptığı davranışın pekiştirildiğini ya da cezalandırıldığını gördüğünde, kendisi de o davranışı yapmayı ya da yapmamayı seçer. Şiddetin de öğrenilme şekillerinden birinin bu olduğu söylenebilir. Bireylerin karşı karşıya kaldıkları iki tür model vardır. Bunlardan birincisi canlı modellerdir. Canlı modeller aile içindeki kişiler olabileceği gibi çevredeki arkadaş, öğretmen gibi diğer insanlar da olabilir. Diğeri ise sembolik modellerdir. Bunlar da bir filmde, televizyon programında ya da bir kitapta geçen karakterler olabilir. Bu modellerin şiddet içerikli davranışlarına çok sık maruz kalan bireylerin aynı davranışları gösterme olasılığı artmaktadır. Özellikle de çocukluk döneminde şiddet uygulayan modellerle sık karşılaşanların şiddet gösterme eğilimi artmaktadır. Bu konuda özellikle medyanın ve televizyonun etkisi çok büyüktür. Televizyonlarımızda yayınlanan programların, dizilerin birçoğu, şiddet içeren öğeler barındırmaktadır. Çocukların izledikleri çizgi filmler bile şiddet öğeleriyle doludur. Daha da kötüsü bu programlarda bu davranışları sergileyen modeller genellikle cezalandırılmamakta, hatta sevimli bile gösterilmeye çalışılmaktadır. Aynı şekilde toplum tarafından çok sevilen bir karakterin şiddet içeren davranışları da hoş görülmektedir. Bu modellerin cezalandırılmadığını gözlemleyen, hatta sevilen bir model olduğunu gören yetişkin ya da çocuk bu davranışları kendisi de gösterme eğiliminde olabilir, hatta şiddeti meşru ve normal olarak bile görmeye başlayabilir. Haber programlarında da tecavüz, cinayet, şiddet gibi haberlerin en ince ayrıntısına kadar yayınlanması, örnek teşkil etmesi ve toplumda duyarsızlaşmaya neden olması açısından oldukça yanlıştır. Özellikle de çocuklar bu etkilere oldukça açıktır. Maalesef küçük yaşlardan itibaren televizyonun etkisi altında kalmaktadırlar. Bu konuda yetişkinler bilinçli olmalı, çocuklarını televizyon ve medyanın etkilerine karşı korumalıdırlar. Çocuklara şiddet içeren, şiddetin sevimli ve meşru gösterildiği programlar, diziler, çizgi filmler ve yetişkin programları izlettirmemelidirler.

Şiddetin ekranlardan evimizin içine bu kadar girmesi, hem bizler hem de yetişen nesiller için oldukça tehlikelidir. Bu programların bizler izlediğimiz için o ekranlarda olduğunu düşünerek izlediğimiz programlarda daha seçici olmaya dikkat etmeliyiz. Ayrıca bu konudaki denetim mekanizmaları mutlaka daha iyi çalışmalıdır. Haber bültenlerindeki haberlerin içeriğine mutlaka bir sınırlama getirilmelidir. Herkesin aile olarak ekran başına geçtiği saatlerdeki programlara mutlaka dikkat edilmelidir. Medya konusunda böyle bir duyarlılığın oluşması son derece önemlidir.

Hiç kimsenin şiddeti meşru görmediği, hiçbir medya organının şiddete çanak tutmadığı, kimsenin başka birine şiddet uygulamayı kendinde hak görmediği, başka Özgecanlar’ın ölmediği bir toplum yaratmak bizim elimizde. Haydi bir yerden başlayalım!